Merhaba.

30 Ocak 2019. Kelimenin tam anlamıyla apar topar yazmaya başladım bugün. An itibariyle saat 11.07, alakasız bir zaman dilimi. Çalışıyorum, ekranımda çalıştığımı belli edecek pencereler açık. ‘Çalışıyor olmam lazım’ şeklinde düzelteceğim ilk kelimeyi. Sinsilik bu ya, post-it uygulamasını açtım bilgisayardan. Oraya yazıyorum bunları. Uzaktan görülse anlaşılmayacak kıvamda tam.

Pes. 2000’lerde günlük tutup (çoğunlukla aylığa dönüşen), insanların defterlerine maniler yazılan zamanlardan dijital bir post-it’e gizli saklı yazı yazdığım zamanlara geldim. Aradaki uzunca bir dönem her ne olduysa, yazmayı bırakıp sadece okuyucu oldum. Yazının yerini konuşma aldı, konuştukça konuştum. İstedim de aslında yazmayı, ama artık kendime mi yabancılaştım nedir, uzak kaldım bu mevzudan.

Ne zaman ki kendimi daha iyi tanımaya başladım, yazmak da o kadar kolay geldi biliyor musun!

Yine de, kişisel bir sayfam olmasını isteyip araştırma yaptığım an ile apar topar yazmaya başlama anı arasında bir “eeeh amma vır vır yaptınız” bıkkınlığı var. İnternette kişisel sayfa açmak ve blog yazmak üzerine o kadar çok yazılıp çizilmiş ki, sanki bu işe kurallara uymadan kalkışırsanız kepaze olurmuşsunuz gibi.

Önce hedef kitlesi belirleyin diyor mesela. Benim blogum hedefsiz ve kitlesiz olacak. Böyle başıboş, ne yapmaya çalıştığı belli olmayan bir blog olacak. Konular ise, sesli düşünüp yazdığım için kuvvetle muhtemel karman çorman olacak.

Bu blog kendi kendini oluştursun. İnzivaya çekilmiş biri gibi bırakalım kendini tanısın, hayatı anlamlandırsın, düşündüklerini paylaşsın. Öyle öyle bir yerlere varırız.

Yani diyorum ki, “10 Adımda Blog Açın”, yerine “Apar Topar Mevzuya Girin” başlıklı bir yazı gözünüze çarparsa bir gün, benimle de paylaşın.

Şimdi korkunç bir mide gurultusu sesi ile yazıma son veriyorum. Öyle bir guruldadı ki, galiba rezil oldum. Birşeyler yemem lazım ancak ayağa kalkıp “o konseri ben verdim” edasıyla ıvır zıvır atıştırmalıkların bulunduğu yere süzülecek özgüvene şu an sahip değilim. Yemedikçe de daha beter gurulduyor, kısır döngünün en anlamsızındayım.

Neyse, unutsunlar kalkacağım.

Sesi bastırması için bu şarkıyı açıyorum size:

Sevgiler, görüşeceğiz.

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google fotoğrafı

Google hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s

%d blogcu bunu beğendi: