Dinamik.

Sadece düşünmeye teşvik etmek istiyorum.

Uyuduk uyandık, uyuduk uyandık;

Kimimiz rutininden memnun. Okulsa okul, işse iş. Aileyse aile. Sevgili, eş, dost, arkadaş… Güzel, her şey uyum içinde. Bir çizgiyi tuttutmuşuz, yuvarlanıp gidiyoruz, memnunuz.

Kimimiz de sıkılmış. Okulsa okul, işse iş. Aileyse aile. Sevgili, eş ,dost, arkadaş… Off, bu fazla uyum içinde. Bu tutturulmuş çizgi artık çok sıkıyor. Yuvarlanırken bir yere çarpsak da bir değişiklik olsa.

Kimimiz de bu ikisinin ortası. Bir gün geliyor diyor ki “çok güzel”, ikinci gün “emin değilim”, bir başka gün “bıktım”. Ve sonra tekrar başa dönüyor.

Siz bunların hangisinidesiniz ve hangisini tercih ederdiniz? Sanki birincisi masum görünüyor.

Neticede bu üç gruptan bir tanesinde olduğunuzu varsayıyorum. Cevabınız “şu anki” durumunuza uygunluk gösterecektir. Memnuniyetinizi ya da memnuniyetsizliklerinizi “şu ana” bağlı olarak dile getireceksinizdir.

Ama ne farkeder?

Bir “ilham arayışı” var ki, o her grupta kendini belli eder. Bunu hiç düşündünüz mü?

Ne demek istiyorum?

Bazen kendinizle ya da sevdiğiniz herhangi birisiyle konuşurken şöyle cümleler kurmaz mısınız?:

“Ya birşeyler lazım”
Karşınızdaki de sorar:
“Ne konuda, anlamadım”.
“Bilmiyorum. Yani sanki bana birşeyler lazım ama ne”
Anlaşılmazsınız tabi. En iyi ihtimalle “Ne diyorsun ya” diyecek ve başka birşeyle ilgilenecektir.

Ne oldu, konu kapandı. Siz anlatamadınız, zaten ne olduğunu kendiniz de bilmiyorsunuz. Karşınızdaki de anlamadı. Dahası, o an hangi gruba ait olduğunuz farketmedi çünkü;

1 – Hayatınızdan memnunken rutini bozacak bir ilham arayışına girebilirsiniz. Bu diyalogdaki gibi.

2- Değilken zaten her gününüz arayışlarla doludur. Bu diyalogdaki gibi.

3- Veya şartlar üçüncü gruptaki gibi bir öyle bir böyle ise, ara sıra üstteki diyalogların benzerini yaşarsınız, sonra başa dönülür. Bu diyalogdaki gibi.

Şimdi size soracağım, o ilhamı hangi gruptaysanız gerçekten bulursunuz o halde? Size iyi gelecek birşeyi, kanalize olabileceğiniz bir konuyu veya aktiviteyi, belki bir fikri… Bilmiyorum, her şey olabilir. Ama bu şey, her ne ise, ne zaman insanın karşısında belirir?

Ben diyorum ki, üçüncü gruptaysanız.

Neyi sevip sevmediğinizi bildiğiniz anlarda. Sizi hem mutlu eden hem sıkan şeyleri bir arada yaşamaktan çekinmediğiniz anlarda.


Basbaya bütün yaşamın bir devinim olduğunu kabul ettiğiniz anlarda.
Zira ilk gruptaysanız zaten arayışlarınız size “hayal” olarak gelecek, o “rahat olunan alanınızı” değiştirmeye yönelik çok da efor sarfetmeyeceksiniz. Neden edesiniz ki, her şey çok iyi!

İkinci gruptaysanız, her şeyden o kadar sıkılmışsınız ki, belki sıkılmamanız gereken şeyleri de görmüyorsunuz. Rutinden memnun olup “ya ben tamamım” demiyorsunuz ama rutinin getirdiği bazı güzel şeyleri görmeyecek kadar da “içiniz bayılmış”.


Gel gelelim üçüncü gruba, orada bir hareket var. Güzeli, kötüyü, “eh”i ayırt edebiliyor. Bunların hepsini deneyimleyen insan, elindeki şartları iyiye götürmek için neden uğraşmasın?


Bu tip bir kişi, insanın hayatında günbegün farklı dinamikler olduğunu kabul ediyordur neticede. Bu kabulden yola çıkarak, birşeyleri aynı bırakmak, başka şeyleri ise değiştirmek konusunda çabası vardır. İlla vardır. “Kendisinin farkında” çünkü.


Hiçbirşey yapmıyorsa bile, aradığı o meşhur ilhamın bazen bir cümlede, bazen bir insanda olduğunu deneyimleme ihtimali yüksektir. Kimi zaman günü keyifsiz geçer, öbür gün çıkar gezer. Bazen sıkıntıdan çatlar, bir sonraki gün birşeylere kahkaha atar.


“Her şey muhteşem” demez.
“Her şey korkunç” hiç demez.


O yüzden o, arayışlarına karşılık bulmaya daha yakındır bana kalırsa.
Başa dönüp ilk iki grubu düşünün. “Hayatın dinamikleri” onlar için nasıldır? İlki için “yerli yerindedir, iyidir”. İkincisi için “eziyettir”.
Üçüncüsü için adı üzerinde, “dinamik, dinamiktir”.


Bu gruba, yani sonuncuya dahil olan biriyseniz, diğer gruplardan denk geldiğiniz insanlara “dinamik” kelimesinin anlamını açıklayın.


Ve esas ilhamın “hayatın dinamiklerinin” içine yedirilmiş olduğunu hatırlatın derim.


Dinamik : canlı, hareketli, devimsel, etkin.


Yerli yerine koymak da, iki şeyden sıkılıp on şeyden sıkılmış gibi olmak da dinamiklere aykırı.


Bırakalım şartlar devinsin. Arada bir değişsin.


Her şey olsun ki, o boşluk anlarındaki dinamikler bize beklemediğimiz bir anda “eureka!” dedirtsin.

Neden olmasın ki. Üçüncü gruptakilerden feyz alın yeter.

Sevgiler.

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google fotoğrafı

Google hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s

%d blogcu bunu beğendi: