Kapı.

Bir idrak yaşıyorum.

Bu idrakın karşılığı, “insan kendisine ne kadar açıksa, korkuları o kadar azalıyormuş” cümlesi.

Çünkü korkuları, endişeleri ve en basit haliyle huzursuzluğu besleyen şey, insanın kendisine “kendi” olarak değil, teselli edilecek bir kimse olarak yaklaşmasıdır.

Düşünsenize bir, yükseklikten korkuyorsunuz. Çareyi yüksek bir tepede ya da 37. katta bulunmamakta arıyorsunuz. Ola ki bulundunuz, hasbelkader, bu sefer de “tamam şimdi uzaklaşınca korkum geçecek, aşağıya düşmedim ya!” diyorsunuz. “Teselli edilecek bir kimse” gibisiniz.

Peki yükseklikten korkmanız neden, sormadınız işte bunu hiç. Sesli düşünmediniz. Belki başka bir nedeni var, belki de hiç aklınıza gelmeyen bir psikolojik durumla eşleşecektir korkunuz?

Şahsen ben hiç korkmadım. Aksine sevdim. Bunu kendime hatırlattıkça daha da hoşuma gitti korkusuzluk. Ama birşeyi kaçırdım.

Neden korkmuyorum? Neden yüksek katlarda olmak hoşuma gidiyor?

Bu noktada, az önce idrakımın karşılığı olarak belirlediğim cümleyi biraz genişleteceğim. Ve diyeceğim ki,

“İnsan kendisine ne kadar açıksa, korkuları o kadar azalıyormuş. Kendisine açık olan insan, korkmadığı şeylerin de arka planını sorgulama farkındalığına erişip kendine daha da yaklaşıyormuş.”

Bu cümlenin ikinci kısmını bana yazdıran ve az önce sorduğum “neden korkmuyorum?” sorusunun cevabını -soruyu sormadan- bana veren bir arkadaşım oldu. Bu bahsi geçen cevabı duyana kadar, kişinin kendisine yaklaşmasının sadece korkuları irdelemekten geçtiğini düşünüyordum.

İşte, ne zaman ki yüksek katlarda fiziken bulunmayı seviyor olmamın bir nevi “hakimiyet” duygusuyla ilişkilendirilebileceğini anladım, o zaman yalnızca korkularımın değil, cesaret ettiklerimin de arka planını sorgulamaya yönelik adımlar attım.

Öyle ki, “manzarayı güzel bulduğum için yüksek katları severim” cümlesinin yanına, “belki de tepede olmak yönünde bir arzum vardır” cümlesini ekledim. İkisi de doğru bu durumda. İkisi de ben.

Siz de sorun kendinize. Başka bir konsept olabilir.

Hayvanlardan neden korkuyorsunuz?

Hata yapmaktan neden kork-muyorsunuz?

Zamanın hızlı akmasından neden korkuyorsunuz?

Evde tek başına olmaktan neden kork-muyorsunuz?

Gibi.

Ve daha birçok soru.

Sorunuz ister olumlu, ister olumsuz olsun; samimi cevaplarınız sizi kendinize anlatırken başka kapılar da açacak.

Benim nezdimde, açılan kapılardan biri bu blogu oluşturmam oldu. Bu çok boyutlu sorular sayesinde yalnızca kendime değil hepinize anlatabiliyorum bunları.

Çekinmek yok!

Deneyimlerinizi paylaşmak isterim, eğer siz de benzer kapılar açtıysanız. Ki mutlaka açmışsınızdır.

gvzblogmerhaba@gmail.com

Görüşmek üzere.

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google fotoğrafı

Google hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s

%d blogcu bunu beğendi: