Ordövr.

Bir blog yazısı yazmak için resmen bütün bileşenlere sahibim; kafedeyim, kahvem var, laptop’ım önümde, ortam oldukça sakin. Güzel bir müzik çalıyor arka planda.

Hani şu çok beğeniyor gibi yaptığımız ama üç şarkıdan sonra sıkılıp dile getiremediğimiz. Evinizde Türkçe pop, kafede lounge müzikler. Neyse.

Öyle ki boynumda fular var; tam zamanlı yazar edasındayım. Yetmedi, oturduğum yer manzaralı, iç açıyor. Yani ben yazmayayım da kimler yazsın? Tam şu anda aklıma birşeyler gelmeyecekse başka hiçbir zaman gelmez.

Ama gelmedi mi gelmiyor.

Esasen yazmadığım zamanlarda beyin sürekli potansiyel konular üretiyor. Fakat kenara not alma alışkanlığım olmadığı için ekranı her açışımda gak guk’lara gark oluyorum. Gak guk’lara gark olmak. Müthiş.

Hayal kırıklığına uğrattıysam bile okumaya devam edin.

Zira bugün baktım, Kamboçya’dan görüntülenmiş blogum. Avrupa ve Amerika’dan görüntülendiğinde buna hem seviniyor hem doğal karşılıyorum ama Kamboçya’yı görünce dedim ki “Elif artık yaz istersen, üzme Kamboçya’yı.”

Bu muhabbete girdiğime göre, “dünya küçük” önermesiyle devam edebilirim yem niyetine, nasıl? Şimdi konu açıldı diye söylemiyorum ama dünya gerçekten de küçük. Bu gerçeği tam olarak kavramadan önce ben ve birçok kişi “Ankara küçük, herkes birbirinin tanıdığı çıkıyor” derdik. Herkes bunu yaşadığı şehre uyarlayabilir tabi. İşin rengi ise zamanla değişti; sadece yurtdışıyla kısa ya da uzun süreli bağlantısı olanlar için değil, olmayanlar için de durum bu şekilde. Oturduğumuz yerde dahi sosyal medya sayesinde saniyeler içinde uzakları yakın ediyoruz. Ulaşılmaz olan kişiler artık ulaşılmaz değil. Bu sizce iyi birşey mi?

Bu vesileyle buradan bambaşka tartışmalara uzanabiliriz ama şu an hiç bu konulara giresim yok.

Buna da derler ters köşe.

İlk yazdığım yazıda, bu blogun başıboş, hedefsiz ve kitlesiz olacağını söylemiştim. İstikrar konusunda hiç bir sorun görmüyorum şu durumda. Hehe. Bu bir seyahat blogu olacak deseydim ve farklı yerlerde oturduğum (milyonlarca) kafeyi paylaşsaydım ne olacaktı? Veya ‘moda ve stil blogu’ diye yutturabilirdim ama o zaman da ‘birşey almayacaksa asla mağaza gezmeyen’ bir insan olarak size bu konuda en fazla ne verecektim, değil mi?

Farkettiğim tek tehlikeyi de (blog’un kişisel gelişim platformuna dönüşme ihtimali) şu dakikadan itibaren rahatlıkla “ordövr” kategorisine sokabileceğimiz bu yazıyla atlattığımı düşünüyorum. İçim rahatladı.

Ara sıcaklara da geçeceğim, her şeyin bir zamanı var sus.

Şimdi okuyabilirsin Kamboçya.

Sevgiler.

Kategoriler:Genel

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google fotoğrafı

Google hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s