Farkındayım.

Sosyal medyadaki farkındalık kampanyalarının çok sıkı takipçisi olduğumu söyleyemem. Konuyla ilgilenip ilgilenmemekten ziyade; bana göre farkındalık yaratılmak istenilen konu, çoğunlukla paylaşım ve beğeni yarışının gölgesinde kalıyor. Evet belki milyonlarca kişiye ulaşılıyor, mevzu bahis ne ise dünya çapında konuşuluyor ama çoğu kampanyanın bir akım olarak kaldığını, belli bir süre için sosyal medyada insanları oyaladığını ve sonra tozlu sayfalara gömülmek üzere uğurlandığını düşünüyorum. Çoğu kullanıcı kimliğini bu paylaşımlar üzerinden inşa ediyor, çok şey yazılıp çiziliyor ama sonu hep aynı. Unutuluyor. Bundan mümkün mertebe uzak tutuyorum kendimi; zira sosyal platformlarda düşünce olarak savunduğum şeyin gerçek hayatta da öyle ya da böyle icraatini göstermezsem, düşüncelerim havada asılı kalacakmış gibi geliyor. Bu elbette her şey için geçerli değil, bir tık genelleme yapıyorum.

Ancak bu defa, yine bir sosyal medya farkındalık kampanyası olan #saveralph dikkatimi çekti, video’yu da izledim. Gerçekten çarpıcı.

Gelin görün ki Ralph’in fotoğrafını veya video’sunu paylaşıp “destekliyorum” dedikten sonra muhtemelen farkında olarak ya da olmayarak, hayvanlar üzerinde deney yapan markaları kullanmaya devam edeceğim. Bir şekilde böyle olacak çünkü kendimi var olandan soyutlayacağıma inanmıyorum. Keşke soyutlayabilseydim.

Bugün bu konuya kafa yorarken buldum kendimi. Tercihim, bir paylaşım yapmak yerine sesli düşünmek oldu.

Hayatımızın her alanında çifte standart var. Bu hepimizin gerçeği; tamamen arınabileceğimizi düşünmüyorum. Tavşan Ralph örneği ile açıklayayım ne demek istediğimi:

Hayvanları çok sevip, börtü böcekten rahatsız oluruz. Hayvanları çok sevip, hayvanların üzerinde denenen her şeyi satın alırız. Hayvanları pek sevmeyip, köpekleri yine de severiz. Hayvanlara karşı pek bir hissiyatımız yoktur, bir hayvana işkence edildiğinde o hayvanın en büyük destekçisi oluruz.

Bu şekilde uzayıp giden çifte standartlarımız mevcut.

Bunlar kulağa mantıksız gelen ama bir o kadar tanıdık olduğumuz düşünce yapıları. Şikayet de değil; yalnızca olağan durumlar.

Ralph için de benzer bir durum var ortada. Evet deneyler içler acısı; ancak farkındalığımın gerçekten artması benim ilgili ürünleri kullanmayı bırakmamdan ziyade çok daha kapsamlı bir yaşam tarzı geliştirmeme bağlı. Tavşanları çok sevimli bulmak veya onlara acımak bir şey değiştirmeyecek.

Bu noktada farklı düşünceler olacaktır mutlaka, ama burada salt eleştiri yerine biraz özeleştiri de yapıyorum.

Hayvanlara dair bu içler acısı durumun etkileri yalnızca ürün ve satış bazında tartışılıyor. Hayvanlar üzerinde deney yapan ve yapmayan markalar çokça paylaşılmış. Öyle ya da böyle hayatın içinde bulunan çok sayıda giyim, kozmetik, temizlik vs markası var. Bu indirgeme durumunun, konunun önemini daha da yitirmesine yol açtığını düşünüyorum. Ve dikkatler başka yöne çevriliyor. Her şey benim hayvanlar üzerinde deney yapan bir marka yerine H&M’i tercih etmemle çözülecek mi? Diyeceksiniz ki, konuyu saptırıyorsun. Ben de diyorum ki, konu en başından saptırılıyor. Tepside sunulan düşünce kalıpları, bizi tek bir açıdan düşünmeye zorlayan sistem beni aksine daha da çok düşünmeye itiyor. “Çok önemli” etiketiyle ortaya konulan çoğu konu (çoğu diyorum çünkü iyi niyetli farkındalık yaratma kampanyalarını ayrı tutmak isterim), aslında o veya benzeri bir duruma dair daha ciddi boyutları saklıyor.

Ralph her yerde herkes tarafından paylaşılırken, bizler bu hayvanlara üzülürken (kayıtsız kalmak mümkün değil) ve belki hayatımıza biraz daha doğal ürünleri sokabilmek için iyi niyetli bir şekilde çabalarken:

Birileri bir yerlerde inanılmaz deneyler yürütüyor. Daha bugün okuduğuma göre maymun-insan embriyosu üretilmiş. Bu ne ki? Hayvan-insan deneyleri ne boyutta kim bilir. Veya yıllarca sırf insanlar üzerinde denenen çok acımasız şeyler yok mu? Ne kadar etik dışı veya acımasızca olsa da, bunlar boyut değiştirerek artacak elbette. Keza hayvan-insan-makine üçlüsü üzerinden “yaratılacak” yeni bir tür, yepyeni teknolojiler… Yazılıp çizilen şeyler bunlar. Burada da başka bir çifte standart devreye giriyor: “Hayvanlar üzerinde denenmiş ürünleri kullanmamak için elimden geleni yaparım ama bu deneyin sonucu bir ürün değil çok önemli bir icat olsa ayakta alkışlayabilirim”.  

Bu tip hassas konularda çareyi bana sunulanın daha fazlasını öğrenmeye çalışmakta ve çifte standartlarımın bilincinde olarak (onları reddetmeyerek) yeni farkındalıklar geliştirmekte buluyorum. Bunun için çabalıyorum. Olur veya olmaz; en azından neyi ne kadar savunabileceğimi öngörmeme yardımcı oluyor.

Bugünkü sesli düşünme seansının sonuna geldik 🙂 Destek ya da köstek her türlü düşünceye, fikre açığım.

İyi karantinalar. 😦

Kategoriler:Genel

Tagged as: , , ,

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google fotoğrafı

Google hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s