Blog’un Tapusu Kimde?

G V Z’nin tapusunu 30 Ocak 2019’da aldım; işlemler beklediğim kadar uzun sürmedi. Sayfaların elini yüzünü düzeltmek, ufak tefek teknik işleri halletmek vesaire derken bitti gitti. Sizleri de görmek güzel. Arkama yaslanabilirim artık.

Kendimi tanıtmadım.

Ben de tıpkı herkes gibi “herkes gibiyim”. Hangimiz değiliz ki? Kendi kendimizle “herkesi” oluşturuyoruz neticede.

Ooo felsefik bir giriş. Ama yemezler, değil mi? Doğal davranacağım.

Elifnaz ben selamlar, 6 Aralık 1992’den geliyorum. Açıkçası buralara bir uğramak istedim.

Kısaca anlatayım. Ankara’da doğdum, büyüdüm. Hacettepe’de Uluslararası İlişkiler’i (hep derim, pasta tabanı gibi bölüm) bitirdim; ardından Odtü’de Medya ve Kültürel Çalışmalar bölümünde “eğlenirken düşündüğüm” bir yüksek lisans macerası yaşadım (Tez yerine proje yazmıştım, onu biraz kısaltıp burada paylaşsam? Bak anında malzeme çıktı).

Sonra da kalktım Singapur’a gittim. Orada çalıştım ve yaşadım, iki yıl boyunca.

Asya kıtasının sakinliğinden olacak; kendi kendime konuşmaktan gram çekinmeyerek, blogumu da huşu içinde paylaşıma sundum bu esnada.

(Şimdi yine kürkçü dükkanındayım. Güzel.)

Pes. 2000’lerde günlük tutup (çoğunlukla aylığa dönüşen), insanların defterlerine maniler yazılan zamanlardan dijital bir post-it’e çalışıyor gibi görünmek için gizli saklı yazı yazdığım zamanlara gelmişim. Aradaki uzunca bir dönem her ne olduysa, yazmayı bırakıp sadece okuyucu oldum. Yazının yerini konuşma aldı, konuştukça konuştum.

Ne zaman ki kendimi daha iyi tanımaya başladım, yazmak da o kadar kolay geldi biliyor musun!

Yine de, kişisel bir sayfam olmasını isteyip araştırma yaptığım an ile apar topar yazmaya başlama anı arasında bir “eeeh amma vır vır yaptınız” bıkkınlığı var. İnternette kişisel sayfa açmak ve blog yazmak üzerine o kadar çok yazılıp çizilmiş ki, sanki bu işe kurallara uymadan kalkışırsanız kepaze olurmuşsunuz gibi.

Önce hedef kitlesi belirleyin diyor mesela. Benim blogum hedefsiz ve kitlesiz olacak. Böyle başıboş, ne yapmaya çalıştığı belli olmayan bir blog olacak. Konular ise, sesli düşünüp yazdığım için kuvvetle muhtemel karman çorman olacak.

Bu blog kendi kendini oluştursun. İnzivaya çekilmiş biri gibi bırakalım kendini tanısın, hayatı anlamlandırsın, düşündüklerini paylaşsın. Öyle öyle bir yerlere varırız.

Yani diyorum ki, “10 Adımda Blog Açın”, yerine “Apar Topar Mevzuya Girin” başlıklı bir yazı gözünüze çarparsa bir gün, benimle de paylaşın.

(İşyerinden bildiriyorum: Şimdi korkunç bir mide gurultusu sesi ile yazıma son veriyorum. Öyle bir guruldadı ki, galiba rezil oldum. Birşeyler yemem lazım ancak ayağa kalkıp “o konseri ben verdim” edasıyla ıvır zıvır atıştırmalıkların bulunduğu yere süzülecek özgüvene şu an sahip değilim. Yemedikçe de daha beter gurulduyor, kısır döngünün en anlamsızındayım.)

Neyse, unutsunlar kalkacağım.

Sesi bastırması için bu şarkıyı açıyorum size:

Sesli düşüncelerimi okuyup “hmm var öyle birşey” demek isteyenleri buralara, “üç beş laf da ben edeyim” çenebazlarını yorumlara, meraklısını Instagram hesabıma, işverenleri de alkışlarla Linkedin’e davet ediyorum.

Sevgiler, buralardayım.

instagram: elifnazakdgn ~ e-mail: gvzblogmerhaba@gmail.com